BATI KARADENİZ

BATI KARADENİZ

BATI KAREDENİZİMİN ŞİRİN İL VE İLÇELERİNDEN HER ŞEY LÜTFEN ÜYE OLUNUZ
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Anahtar-kelime
En son konular
» iyi akşamlar................
15th Aralık 2012, 00:36 tarafından ASİCİDELİ

» HAYIRLI CUMALAR
14th Aralık 2012, 17:17 tarafından ASİCİDELİ

» GÜNAYDIN.....
14th Aralık 2012, 17:14 tarafından ASİCİDELİ

» ASİ BURADA
14th Aralık 2012, 17:02 tarafından ASİCİDELİ

» ÇOCUĞUM KASTAMONUYA GİDİYORUZ
23rd Ağustos 2012, 17:43 tarafından ASİCİDELİ

» Cide`nin ayak basılmamış saklı cennet koyu ve Kapısuyu HES`i
23rd Ağustos 2012, 17:38 tarafından ASİCİDELİ

» Kastamonu için Ulaşım ve İletişim Geçmişi
11th Mayıs 2012, 23:08 tarafından ASİCİDELİ

» Fenerbahçe İmparatorluğu
11th Mayıs 2012, 22:59 tarafından ASİCİDELİ

» GÜNÜN SÖZÜ..............
11th Mayıs 2012, 22:33 tarafından ASİCİDELİ

Ocak 2019
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031   
TakvimTakvim
Ortaklar
bedava forum

En bakılan konular
BOLU KARAMANLAR KÖYÜNDE HIDRALEZ COŞKUSU
devrek bastonu
kastamonunun çekme helva efsanesi
sinop ilimizin doğal güzellikleri
BANDUMA.........
SAHANDA PASTIRMALI YUMURTA
BARTINI TANIYALIM
EKŞİLİ PİLAV
iyi akşamlar................
SİYAH BEYAZ ŞEHİR FOTOĞRAFLARI
Anket

Paylaş | 
 

 ÇOCUĞUM KASTAMONUYA GİDİYORUZ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ASİCİDELİ
Admin
ASİCİDELİ

Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 23/09/08
Yaş : 47
Nerden : KADIKÖY

MesajKonu: ÇOCUĞUM KASTAMONUYA GİDİYORUZ   23rd Ağustos 2012, 17:43


Bir ağabeyim anlatmıştı…


Yıllar önce bir arefe günü sevinçle “Yarın bayram” diyen arkadaşlarını kollarından tuttuğu gibi doğruca Ankara’daki birkaç hastaneye götürüp yanık tedavisi gören çocukları gösterir ve “Hadi bakalım bu çocukların bayramlarını kutlayın da göreyim sizi” der.
“Gazi”antep’in şehit çocuklarını duyduğumda aklıma ilk bu anekdot geldi…


Üzerine çaydanlık devrilen çocuklarının yanıklarına çare bulan ülkem, bomba parçalarının tutuşturduğu yanıklardan çocuklarını koruyamıyor ne yazık ki bugün.


Bazı haberler vardır ki…


Son satırına kadar okumayı bırakın, başlığından bile gözünüzü kaçırırsınız aceleyle. Gaziantep’te bombalanan çocukların cinsiyetini, yaşlarını, gözlerinin renklerini, okula gidip gitmediklerini öğrenmeye sabrımızın, dayanma gücümüzün asla yetmeyeceği gibi.
Nazım’ın içinizden geçen o meşhur, “Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman, çocuklara kıymayın efendiler” mısralarının da hiçbir kıymeti harbiyesi kalmıyor…


Bizzat halkın vekillerinin ağzından döküldüğü şekliyle söylersek “Bizim çocukların”, “Halkımızın evlatları”nın birbiri ardına yediği akıl almaz vahşetteki herzeler karşısında.
Ve ne yazık ki…


Güneydoğu meselesi çıktığından beri basının devlet tarafından susturulduğunu iddia eden aynı vekiller, biraz önce boynuna sarıldıkları yol kesen silahlı teröristin gözlerinin önünde basın mensubunu tehdit etmesine ses çıkarmıyor. Demek ki, elinde silah olan konuşur, arta kalanlar dinlermiş.





Velhasıl…


Koca bir terör çığı, kan ve acıyla hayat bulduğu rahimden kopmuş geliyor üstümüze. Bana sorarsanız tam bitti betecekken, komşularımızla olan kavgamız, benzin taşıdı terörün söndü sönecek ateşine. İş, artık cürümü kadar yer yakar olmaktan çıktı haberiniz olsun.
Uzun lafın kısası…


Gazi Mustafa Kemal’in dediği üzre, “İşte bu ahval ve şerait içinde”, bu saatten sonra ülkemize ve cumhuriyetimize daha bir şevk ve güçle sarılmak, kendisini binlerce yıllık Anadolu medeniyetinin bir parçası olarak gören her vatandaşın yüreğindeki borçtur bugün.
O yüzden…


Yarından itibaren başlayacak ve dokuz gün, dokuz gece sürecek ilimizin şeref ve onur günlerini daha bir kıymetini bilerek ve heyecanla kutlayalım.
Bırakalım işin kılık kıyafet, ilerici-gerici, laik-müslüman tarafını şimdi…


Asala’nın bile yıllardır süren uykusundan uyanarak, fırsat bilip, yayınladığı bildiri ile Türkiye Cumhuriyeti’ne sözüm ona meydan okuduğu şu günlerde; Mevlana’nın sözüyle ifade edersek, “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” deyip, yeni bir sayfa açalım vatan sevgimizde.





Yeni bir sayfa açarken de…


Bir kere daha hatırlamakta fayda var, bugün lime lime bölünmek istenen ülkemizin, o gün nasıl parça parça bütün hale getirildiğini. Çeşitli parçalardan oluşan ve her kesimin kendi çalıp kendi oynadığı bir coğrafyadan ulus olmaya giden yolun en önemli taşı, illa ilimizde gerçekleşen Kılık ve Kıyafet Devrimi’ydi. Hadi hep beraber hatırlayalım kısadan hisse.


87 yıl, 11 gün önce…


Hüsnü Açıksöz başkanlığındaki Kastamonu heyeti Çankaya Köşkü’nden ayrıldıktan hemen sonra Gazi Mustafa Kemal yanıbaşında duran Halk Fıkrası Genel Sekreteri Saffet Arıkan’a dönerek…


“Çocuğum Kastamonu’ya gidiyoruz” der, “Şapkayı orada giyeceğim”.
E kolay olmadı haliyle Gazi Mustafa Kemal’e bu sözü söyletmek…


İlk ziyareti Kastamonu Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapan İsmail Habip Sevük ve beraberindekiler Çankaya Köşkü’ne gerçekleştirdiler ve sözü habire Kastamonu’ya davete getirerek ziyareti bitirdiler. Sevük’ten sonra ikinci heyet Çankaya sırtlarını zorladı ancak Gazi’nin rahtasızlığı nedeniyle görüşemeden geri döndü.
Hedefi bulan, üçüncü Kastamonu heyeti oldu…


Ne var ki elleri boş gitmişlerdi Ankara’ya, çareyi bulmakta gecikmediler ama, önce Ulus’taki Meclis binasının bahçesine uğradılar, buradan topladıkları çiçeklerle Gazi’nin huzuruna çıktılar. 11 Ağustos 1925 tarihinde gerçekleşen ziyaretin ardından Gazi Mustafa Kemal, daha Milli Mücadele’ye ilk adımını attığı günlerde aklında olan Kıyafet Devrimi’ni yapmak için ilimize gelmeye karar verdi.
Gazi’nin Kastamonu ziyareti, vatanın işgalden kurtuluşundan hemen sonra yaptığı yurt gezilerinde ilk üçe girmesiyle de önemlidir…


İlk gezisini 1923’ün Ocak ayında Batı Anadolu’ya, ikincisini Mart ayında Orta Anadolu’ya yapan Gazi; yaklaşık ikibuçuk yıllık bir aranın ardından üçüncü yurt gezisini Kastamonu’ya yaptı.
Kastamonu’nun Milli Mücadele komutanları açısından önemini…


Gazi Mustafa Kemal’in üçüncü yurt gezisini ilimize yapması yanında, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ise bu göreve gelir gelmez ilk yurt gezisini ilimize yapması ile de gösterebiliriz.


Kastamonu büyük riskti…


Tarihi kaynaklarda, Gazi Mustafa Kemal’in beraberinde götüreceği Panama model şapkayı Kastamonu’da giyeceğini ve böylelikle kılık ve kıyafet devriminin ilk adımını atacağını çevresine söylediğinde kurmaylarından büyük tepki aldığı yazılır…


Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği büyük yararlılıklara rağmen, Kastamonu’nun yeni cumhuriyet değerlerine karşı olan sicilinin, dönemin lider kadrosu açısından yine de bozuk olduğunu düşünüyorum ben.
Bu yargımı…


Halktan çok, Gazi Mustafa Kemal’in hemen Kastamonu ziyareti öncesindeki günlerde kapatılan ve kimi cumhuriyet değerlerine muhalif olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kastamonu Milletvekili olan Halit Akmansü’den tutun da, Gazi’ye Kastamonu ziyaretinden yaklaşık bir yıl sonra düzenlenen İzmir suikastının elebaşısı hemşerimiz Şükrü Bey gibi vitrin değerlerimizin varlığına bağladığımı da ifade edeyim.
Ancak Gazi Mustafa Kemal hiç oralı olmadı…


Onun zihninde öne çıkan “İstiklal Yolu”ydu sanırım. İnebolu’da 70 küsur yaşında bir ihtiyarın top mermilerini ardı ardına yüklendiğini gören ve duygulanıp yardım etmek isteyen dönemin Kastamonu Valisi Muhiddin Paşa’ya aynı ihtiyarın, doğrulup alnındaki terini sildikten sonra verdiği, “Bana yardımı bırak. Git bir sandık cephane de sen yüklen” cevabıydı örneğin.


İlla…


11 Nisan 1920’de, ulusal egemenliğe giden yolu tıkamayı hedefleyen İstanbul Hükümeti’nin şeyhülislamı Dürrizade’nin halkı Kuvayi Milliye’ye karşı ayaklanmaya çağıran fetvasına karşı Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat Efendi tarafından hazırlanan fetvaya en çok imzanın Kastamonu’daki din adamlarından gelmesi de aklındaydı Gazi’nin.
Bu yüzden hiç düşünmedi…


Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe taşıyacak ve bugün tüm müslüman ülke halklarının aslına bakarsanız imrenerek bakacakları hale büründerecek devrimlerin altyapısını oluşturan en önemli adımı Kastamonu’da atmaya karar verdi.


Şapkanın adı kondu…


Gazi Mustafa Kemal ilimizde Kılık ve Kıyafet Devrimi’ni gerşekleştirirken…


Strateji değişikliğine gitti.


Erzurum Kongresi öncesinde şapka devrimi ile ilgili ilk düşüncelerini yakın çevresine açıklayan Gazi’nin, ilerleyen süreçte yine yakın çevresinden gördüğü bazı tepkiler üzerine bu devrimi “aşamalı” yapmayı düşündüğü ifade edilir…


İlk olarak donanmadan başlamayı düşünür, bahriyeliler şapka giyecek, halk yavaş yavaş alışacaktır. Ardından hakimler, ordunun tamamı giyecektir şapkayı. Tabii bu arada, 11 Kasım 1922’de başlayan Lozan Konferansı’na İsmet İnönü başkanlığındaki Türk heyetininin şapka giyerek katıldığının da altını çizmekte fayda var.
Ancak ne var ki…


Şapkanın, 1800’lerin sonundan itibaren başlayarak ve İttihat ve Terakki Hükümetleri döneminde hızlanarak Osmanlı Devleti’nde kullanılmasına rağmen, adı bir türlü konulamamıştı. Adına “Serpuş-i medeni”, “Şems-i siper”, “Pervaz-ı kabalak” denen şapka; ismine, Gazi Mustafa Kemal’in “Bu serpuşun adına şapka” derler sözüyle Kastamonu’da kavuştu.


Gazi’yi İnebolu dönüşü Kışla önünde Kastamonu halkı başında şapkayla karşıladı…


“Nereden buldular şapkayı?” derseniz, Gazi’nin Kastamonu’ya ilk ayak basışında elindeki Panama şapkayı gördükleri kadarıyla kendilerine model alan Kastamonulu terziler, Gazi’nin İnebolu gezisi süresince uyumadılar, yapabildikleri kadar şapka yaptılar.
Gerçi yapılan şapkalar kalıpsız, kenarlarına bir türlü dikiş tutturulamamış acemice dikilmiş şapkalar olsa da…


Festen sonra milletin başında taç gibi durmuş olsa gerek.
23.08.2012 </A>
MustafaAFACAN

ALINTIDIR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://karadenizliyim.yetkinforum.com
 
ÇOCUĞUM KASTAMONUYA GİDİYORUZ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BATI KARADENİZ :: kafetarya :: batı karadeniz :: İLLERİMİZ :: SİNOPTAN HABERLER :: KASTAMONU VE İLÇELERİ-
Buraya geçin: